top of page
Saray
Image by Wander Creative
Antik Yapısı
Image by Daniel H. Tong
istanbul-turkey-sea-buildings-4k_1538067
Türkiyedeki-Tarihi-Yerler.jpg
Saray
Image by Wander Creative
Antik Yapısı
Image by Daniel H. Tong
istanbul-turkey-sea-buildings-4k_1538067
Türkiyedeki-Tarihi-Yerler.jpg

EDEBİ BİR YAŞAM VE BİLİMSEL BİR ÖLÜM: BEŞİR FUAD

Çevirmen, asker, gazeteci, münevver, ilk Türk materyalist, biyografi yazarı ve eleştirmen Beşir Fuad.


Beşir Fuad, Maraş ve Adana mutasarrıflığı yapan Hurşit paşa ile Giresunlu Memiş Paşa’nın kızı Habibe Hanım’ın evliliğinden doğmuştur. Öğrenimini İstanbul Fatih rüştiyesinde tamamladıktan sonra babasının görev yaptığı Suriye’ye giderek Halep’te Cizvit okulunda öğrenimine devam etti. Ardından Askeri İdadi ve Mektebi Harbiye’yi bitirip Sultan Abdülaziz’in yanında 3 yıl yaverlik yaptı. 1876-1877 Osmanlı-Sırp ve 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşına katıldı. Birkaç yıl askerlik yaptıktan sonra askerliği bırakma kararı aldı. Ahmet Mithat Efendi askerliği bırakmaması gerektiğini söylediyse de kararından vazgeçmeyeceğini dile getirmiştir. Ahmet Mithat Efendi Beşir Fuad’ı konu aldığı eserinde Beşir Fuad’ın kararını şu sözlerle dile getirdiğini söylemiştir: “Devletin her zaman muharebesi olursa, gönüllü yazılarak ifa-yı vezâif-i askeriye imkânı eldedir. Şimdiki hâl-i sulh ve müsalemette kılıcımla değil, kalemimle hizmet edeceğim. Asker kalırsam, emir altında bulunmaya mecburum. Neşriyat için ise insanın başlı başına kalması lazımdır”. [1]


Askerliği bırakmasının ardından yazınsal faaliyetlerine daha da yoğunlaşan Beşir Fuad, bilimsel, felsefi yazılar ve çeviri kitaplar yayımladı. Victor Bernard ve Eugene Granger’dan İki Bebek; K. F. Mor’dan Binbaşıya Davet; James Cobb’tan Birinci Kat adlı komedi; Emile Otta’dan Bedreka-i Fransevi, Almanca Muallimi, İngilizce Muallimi, Usul-i Talim; Emile Zola’dan da Cinayetin Tesiri gibi kitapları çevirmiştir. Charles Dickens, Gustave Flaubert, Auguste Comte, Alphonse Daudet ve birçok düşünürü edebiyatımıza tanıtmış, kazandırmıştır. Victor Hugo’nun 1885’te ölümü üzerine Victor Hugo adıyla bir kitap kaleme alarak Türk edebiyatında yazılmış ilk tenkitli monografik eseri ortaya koymuştur. Yine bir başka Fransız yazar Voltaire hakkında da monografi yazarak bu eserde pozitivizmi savunmuştur.


Türk edebiyatında Namık Kemal ve Menemenlizade Tahir ile hararetli edebiyat tartışmaları meydana getirmiş, Romantizm etkisinde olan şairlere karşı bilim, fen, felsefe ve materyalizmi savunmuştur. Edebiyatta, natüralizm ve realizm; felsefede pozivitizm ve materyalizmi benimsemiştir. Muallim Naci ile mektuplaşmalardan oluşan İntikad adlı eserde satan ve felsefe ile ilgili düşüncelerini, görüşlerini açıklamıştır. Ceride-i Havadis, Tercüman-ı Hakikat ve Saadet gibi gazetelerde makaleler yayımladı. Haver ve Güneş dergilerini çıkararak bilim konulu yazılar yazdı.

Beşir Fuad, iki evlilik yapmıştır. İlk evliliğini genç yaşta yapmış ve Mehmet Cemil adında bir oğlu olmuştur. Kısa süre sonra boşanarak Salih Paşa’nın kızı Şaziye Hanım ile evlenmiştir. Şaziye Hanım ile evliliğinden Namık Kemal ve Mehmet Selim adında iki oğlu olmuştur.


Ahmet Mithat Efendi, onun dış görünüşünü şu şekilde anlatır: “Beşir Fuad uzuna karib orta boylu, tıknaz vücutlu, gayet mütesanib endamlı, kaviyyü’l-bünye bir babayiğit olup beyazpembe bir çehre üzerine siyah ve gümrah bir çift kaş ile kumral bıyıkları cemâlinin ziynet-i esasiyesi olduğu gibi mütenasib ağzı ve burnu ve yumru çenesi ve gayet güzel dişleri, her görenin nazar-ı muhabbetini celbettirecek bir cemâl-i merdâne teşkil ederdi. Hele gözlerinden saçılan zekâ nurları, ilk nazarda kendisinin gayet seriü’l-intikal bir genç olduğunu tanıttırırdı.’’[2] Diğer özelliklerini ise şöyle vurgular: “Ahlak cihetine gelince: Tavrı gayet cerbezeli, mübâhasesi epeyce gürültülü, muhâvereyi pek sever, münâzırından ziyade kendisi söyler, ikna için lüzumundan ziyade fazla delâil iradına izahât itasına girişirse de hîn-i mübâhesede asla kendisini hiddet ve gazaba mağlup etmez, karşısındaki münâzırı kat’an gücendirecek bir şeme-i istihfafda bulunmaz, en şiddetli mübâhaselerde çehresi yine mütebessim bir zâttı. Yiğitlik, kahramanlık davasındaydı. Fakat yiğitlik, kahramanlık ile edepsizlik arasını pek güzel fark etmiş olduğundan, cesaret ve şecaatini umur-ı hasisede bile göstermek için şuna buna tasallutu ve kuvve-i bâzusuna müracaatı asla görülmemiştir”[3]



Beşir Fuat’ın intiharına ilişkin birtakım sebepler vardır. Maddi ve manevi yönden psikolojik yıpranmışlığın verdiği rahatsızlık onu intihara götüren nedenlerin ilkidir. Yakın arkadaşı Ahmet Mithat Efendi sebepleri teker teker açıklayarak aktarır.


Fuad’ın annesinin psikolojik rahatsızlığı vardır ve hastaneye yatırılması gerekmektedir. Annesinin evde tedavi edilemeyeceğini bilen ve doktorun hastaneye yatırın tavsiyesi üzerine hastaneye yatırılmasını sağlar. Annesini hastaneye yatırması çevresinden tepki almıştır. Hastaneye yatırmadığı takdirde ise evde annesi öldüğünde mirasa konma olarak algılanacağını düşünen yazar, ikilem arasında kalmıştır. Bu düşünceler onu bir hayli yormuştur. Annesinin hastalığının kalıtımsal olup olmadığını düşünür doktordan tavsiye ister ve doktorun beyine sülük yapıştırma ve eğlence hayatına yönelmesinin iyi geleceğini söylemesiyle birlikte bu tavsiyelere uymuştur. Nihayetinde gece hayatında bir kadınla tanışır, onunla vakit geçirir ve metresinden çocuğu olur. Metresi ve ondan olan çocuğuna Kuzguncuk’ta ev tutarak bir o eve bir de eşiyle yaşadığı ev arasında mekik dokur. Zamanla her iki kadının serzenişleri arasında kalır Fuad.


Fuad’ın diğer sorunları ise siyasal kaygıları olduğu, iş yoğunluğu gibi sebepler onu buhrana sürüklemiştir. Bir de annesi ve oğlu Namık Kemal’in ölümü ile beraber iyice bunalıma girmiştir.


Beşir Fuad’ın hayatında meydana gelen her olay, her durum, zamanın etkisiyle birikerek artmış ve onu ölüme götüren yol olmuştur. İntihar ederken bunu bilimsel bir gerçeklik içerisinde hissederek ölümü yaşayarak, ölümün/ölümünün notunu tutmuştur. Notları arasına şunları eklemiştir: ‘’Şairler söz ile pek çok kahramanlık satarlar; fakat fiiliyata gelince, böyle bir metanet göstereceklerinden pek emin değilim.’’[4] sözleriyle güçlü durabilmiş, Ahmet Mithat Efendi Beşir Fuat’ın şu sözlerine de yer vermiştir: “Şu vakıayı şairlerden bazıları kuvve-i ruhaniyelerinin tesirine ve bazıları dahi isbat-ı müddeadan âciz kalıp terk-i hayat edecek derecede bizar olduğuma hamletmek isteyecekler. Sair efkâr-ı sakimelerine güldüğüm gibi, bu zann-ı bâtıllarına intihar etmek üzereyken bile, yine kahkahalarla gülmekten kendimi alamıyorum. Ben, sivrisinekli yerlerde çok bulundum ve hatta uykumdan da mahrum olmadım. Onların vızıltısından bana hiçbir tesir hâsıl olmaz.’’[5] Ölüm karşısında dirayetli, soğukkanlı ve kahkaha dolu gülüşleriyle bir duruş sergilemiştir.


Ölüme meydan okuyan yazar şu sözleri de sarf etmiştir: ‘’Kan akmakta iken her zaman şiryanı sıkıca tutarak vesair tedbire müracaat ederek muhafaza-i hayat mümkün olduğu halde azmimden nükul etmeyeceğim! Şairler söz ile pek çok kahramanlık satarlar; fakat fiiliyata gelince, böyle bir metanet göstereceklerinden pek emin değilim. Çünkü şu intihar, beyne bir tabanca sıkmak, kendini asmak veya suya atılmak gibi değildir. Onlara bir kere teşebbüs edilince, onu menetmek ihtiyarı elden gider."[6] Diğer intihar biçimleri kadar ani olmayan damardaki sıvının boşalmasına kadar devam eden acıyı çekmiş bunu fiiliyata dökmüş ve metanetini göstermiştir. ‘’Ameliyatımı icra ettim, hiçbir ağrı duymadım. Kan aktıkça biraz sızlıyor. Kanım akarken baldızım aşağıya indi. Yazı yazıyorum kapıyı kapadım, diyerek geri savdım. Bereket versin içeri girmedi. Bundan daha tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum. Kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım. Baygınlık gelmeye başladı…’’[7]


‘’Hayatımda fenne hizmet eylediğim gibi, cenazemin de öyle hâdim olmasını arzu eylediğimden, cenazemi teşrih olunmak üzere teberruan Mekteb-i Tıbbiye’ye terk eyledim ki veresem şu arzuma mâni olmazlar.’’[8] Yazılarıyla, düşünceleriyle edebiyata bilime hizmet eden Fuad, bu sefer de bedeninin kadavra olarak kullanılmasını isteyip ölümünden sonra da bilime hizmet etmek istemiş fakat bu isteği yerine getirilmemiştir.


Türk edebiyatına nice Batılı düşünürleri tanıtan, çeviriler yapan, edebiyat tartışmalarına giren, nice eserler veren, kanının son damlasına kadar edebiyat diyen, kalemi elinden bırakmayan Beşir Fuad 5 Şubat 1887 tarihinde İstanbul’daki evinde hayatını kaybetti. Yaşamı edebiyat, ölümü bilim bir adam, Beşir Fuad.




KAYNAKÇA

[1][2][3][4][5][6][7] Ahmet Mithat Efendi, Beşir Fuad, Dergâh Yayınları, 2014.

टिप्पणियां


Yazı: Blog2 Post
bottom of page