top of page
Saray
Image by Wander Creative
Antik Yapısı
Image by Daniel H. Tong
istanbul-turkey-sea-buildings-4k_1538067
Türkiyedeki-Tarihi-Yerler.jpg
Saray
Image by Wander Creative
Antik Yapısı
Image by Daniel H. Tong
istanbul-turkey-sea-buildings-4k_1538067
Türkiyedeki-Tarihi-Yerler.jpg

DANTE GİBİ ORTASINDAYIZ ÖMRÜN

Cahit Sıtkı Tarancı şiirlerinde yaşama sevinci ve ölüm temalarıyla öne çıkmış Türk şiirine farklı bir bakış açısıyla bakmamızı sağlamıştır. Geçmişe özlem, bohem hayat, yalnızlık ve aşkları şiirine konu etmiş, katmıştır. İki zıt kutup olan ölüm ve yaşamı didik didik işleyerek ölüm korkusu ve yaşama bağlılığını, dünya zevklerini, zevklerden uzaklaşamama arzusunu dile getirmiştir şiirlerinde. Ölüm korkusunu her defasında yinelemiş. Necip Fazıl Kısakürek’in ölüm korkusu –ki ölümden sonraki hayatın yani hesap gününün korkusudur- ile Cahit Sıtkı’nın ölüm korkusu bambaşkadır. Çünkü Tarancı ölümden sonrasının korkusu değil öldüğünde dünyadan ayrılışı, dünya zevklerinden mahrum kalmanın korkusu içerisindedir.


Yaş otuz beş’ yolun yarısı eder

Dante gibi ortasındayız ömrün[1]


Tarancı’ya göre otuz beş yaş onun yaşamının ilk devresidir. Daha devireceği tamı tamına otuz beş yaş vardır. Şiirini de bu biçimsel özelliklere göre: ‘’Yedi kıta, her kıta beşer mısra, beş kere yedi: Otuz beş.’’[2] olacaktı. Tarancı bu şiiriyle büyük bir üne kavuşmuş ve Türk edebiyatında belirli bir yere konmuştur.


Otuz beş yaş şiirinin sahibi artık yarıyı geçmiş kırk altı yaşına gelmiştir. Yolun yarısının yarısı etmeden hastalanmış 1954 yılında geçirdiği bir kriz sonrası felç olarak yatağa bağlı ve bilinci yarı açık şekilde İstanbul ile Ankara’da çeşitli hastanelerde yatmıştır. Yakın dostu Ziya Osman Saba, ‘’O kadar göreceğim gelmiş; Cahit’i meğer ne halde görmem kısmetmiş! Cahit İstanbul’a gene gelmemiş, getirilmişti. Bana -artık ne eve ne çalıştığım yere- uğrayacak halde değildi. Onu, yatırıldığını öğrendiğimiz Nişantaşı İşçi Sigortaları Hastanesi’ne görmeye gidiyordum. Tramvaydan Harbiye’de inmiştim. İlerlediğim kadar ayaKlarım geri geri de gidiyordu.’’[3] diyerek hatıralarında anlatmıştır.


Yine Ziya Osman Saba’nın naklettiğine göre, Nişantaşı İşçi Sigortaları Hastanesi’nde yatarken Ziya Osman Saba’nın ziyaretleri ile sevinen Tarancı onunla şiir üzerine konuşuyor, geçmişe özlem duyuyor ve ‘’Ben insanım... Hem de insanların en bahtsızlarından’’[4] diyordu.


Cahit hasta yatağında yatarken, hemşireler ve doktorlarla da konuşuyor. Doktorlar ve hemşireler de Tarancı’nın şiirlerini biliyorlardı. Ziya Osman saba hatıralarında doktorların ‘‘Bu akşam Abbas var mı?’’[5] diye Tarancı’ya takıldıklarını, hastayı neşelendirmek istediklerini aktarıyor.


Haydi Abbas, vakit tamam;

Akşam diyordun işte oldu akşam.

Kur bakalım çilingir soframızı;

Dinsin artık bu kalb ağrısı.

Şu ağacın gölgesinde olsun;

Tam kenarında havuzun.

Aya haber sal çıksın bu gece;

Görünsün şöyle gönlümce.

Bas kırbacı sihirli seccadeye,

Göster hükmettiğini mesafeye

Ve zamana.

Katıp tozu dumana,

Var git,

Böyle ferman etti Cahit,

Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;

Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.[6]


Tarancı, doktorların bu sözleriyle aklından şiirini düşünüyor, Beşiktaş’taki sevgiliye gidiyor ve gençliğini yeni baştan yaşamak istiyor. ‘’ O zaman hemen yüzü gülüyor, ‘’hahhh’’ gibi ses çıkarıyordu.’’[7]


Cahit Sıtkı Tarancı, günden güne hastalığının ağırlaşmasıyla dönemin bakanı Samet Ağaoğlu tarafından 6 Eylül 1956 günü kardeşi Halit Tarancı ile birlikte Viyana’ya tedavi görme amacıyla gönderilmiştir. Viyana’da tedavi gördüğü sırada 12 Ekim 1956’da 46 yaşında zatülcenpten ölmüştür.


Yaşama bağlılığı, dünya zevklerine olan bağımlılığı dünyada iz bırakma hevesi içinde olan şair hatırlanmayı istemiş, unutulmamak istemiştir. Dünyadan bir Cahit Sıtkı Tarancı geçti ve biz onu şiirleriyle, anılarıyla, mektuplarıyla, edebi kişiliğiyle, insani duyarlılığıyla hatırlıyoruz.


Ziya Osman Saba’ya dediği gibi; ‘’Ziyacığım,’’ diyordu, ‘’dinle, Behçet Necatigil ne demiş:


Bir gün gelir bu yollardan

Şahit ister geçtiğime’’.[8]


Kaynakça

[1] Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş Bütün Şiirleri, Can Modern Yayınları İstanbul 2020, s.227

[2] Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya’ya Mektuplar, Can Yayınları, İstanbul 2018, s.49

[3] Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya’ya Mektuplar, Can Yayınları, İstanbul 2018, s.53

[4] Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya’ya Mektuplar, Can Yayınları, İstanbul 2018, s.55

[5] Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya’ya Mektuplar, Can Yayınları, İstanbul 2018, s.57

[6] Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş Bütün Şiirleri, Can Modern Yayınları İstanbul 2020, s.192

[7] Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya’ya Mektuplar, Can Yayınları, İstanbul 2018, s.57

[8] Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya’ya Mektuplar, Can Yayınları, İstanbul 2018, s.46

Comments


Yazı: Blog2 Post
bottom of page