top of page
Saray
Image by Wander Creative
Antik Yapısı
Image by Daniel H. Tong
istanbul-turkey-sea-buildings-4k_1538067
Türkiyedeki-Tarihi-Yerler.jpg
Saray
Image by Wander Creative
Antik Yapısı
Image by Daniel H. Tong
istanbul-turkey-sea-buildings-4k_1538067
Türkiyedeki-Tarihi-Yerler.jpg

Bozkır Fatihi ve Şehir Müdafisi: Chih-chih Şanyü

Hun ülkesi M.Ö. 60 yılından sonra istikrarsız bir yapı sergilemeye başlamıştı. Başarısız savaş girişimleri, Han istilasına karşı yapılmaya çalışılan savunma denemeleri ve iç isyanlar Hunlar`ın kontrol bölgeleri üzerindeki idari işleyişi zorlaştırmış ve tüm bunlara bir de bitmek bilmeyen taht kavgalarının sonucu olarak sık ve kısa ömürlü hükümdar değişimleri eklenmişti. Öyle ki M.Ö. 114 ile 60 yılları arasında yedi adet taht değişikliği yaşandı. Hunlar için batıda önemli bir nokta olan Kuca`da denetim zora girmişti. Taht rekabeti bunalımı tetikliyordu, M.Ö. 57 yılında Şanyü olmaya aday beş talip vardı. Adayların arasından güneyde Huhanye ve daha kuzeyde Chih-chih sıyrıldı. \


Ülkedeki bitmeyen karışıklık Chih-chih`nin M.Ö. 54 yılında kendini hükümdar ilan etmesine neden oldu. Chih-chih`nin durumu rakiplerine göre daha iyi sayılabilecek bir durumdaydı, zira batıdaki rakibini yenmeyi başarmış ve ordusunu kendine almıştı. Böylece Hunlar`ın eski merkezine de sahip olmayı başardı. Rakibinin güçlendiğini gören kardeşi Huhanye önce güneye çekildi ve sonrasında ise bir beyinin alışılagelmemiş tavsiyesine kulak verdi. O tavsiye Çin`e bağlanmaktı. Huhanye, bu beyin önerisine uyarak Han İmparatoru`na tabi olmaya karar verdi. Bu bağlılık bir süre sonra Huhanye`ye güç getirecekti. Hun meclisinde tartışma açıldı genel görüş başkasına bağlanmanın aşağılık bir durum olduğu kanısındaydı; lakin karar çoktan aksi yönde verilmişti. Huhanye liderliğindeki Hunlar, Çin hâkimiyeti altında barış ve sükûneti aramaya çalışacaklardı. Gerçekleştirilen birtakım törenler sonrasında Huhanye önderliğindeki Hunlar Çin`e tabi oldular. Chih-chih`nin taraftarları ise bu durumu “gülünç ve utanç verici” olarak niteleyip atalara saygısızlık olarak değerlendirdiler. Hunlar resmen ikiye ayrılmıştı.

Chih-chih Şanyü başlarda halkın güvenini ve sevgisini kazanmıştı, yeni bir yaşam yaratmak için yönünü batıya çevirdi. Chih-chih, Issık Göl civarındaki Wu-sunlar ve Tarbagatay civarındaki Ogurları mağlup ederek onları himayesi altına aldı. Aslına bakılırsa Chih-chih`yi yardıma çağıran bir devlet de vardı, Kangju ya da Semerkandlılar uzun süredir devam eden Wu-sun baskınlarından bıkmışlardı. Daha sonra ise kuzeydeki Kırgızlar ve İrtiş boylarındaki Ting-lingler de Chih-chih`ye mağlup oldular. Chih-chih, devletinin ağırlık merkezini oldukça batıya kaydırdı ve reform niteliğinde bir işe girişti, Chih-chih Talas Irmağı`na yakın bir bölgede etrafı surlarla çevrili yeni bir başkent kurdu. Açıktır ki Chih-chih Şanyü Çin`den ve yine Çin destekli Huhanye liderliğindeki Hunlar`dan uzakta, duvarların ardında daha güvenli ve bağımsız bir hayat istiyordu. Chih-chih aynı vakitlerde çevredeki civar devletleri de vergiye bağladı, artık Batı Türkistan`da gücünü oldukça arttırmıştı. Bu da Çin`i oldukça rahatsız ediyordu. Böylece savaş kaçınılmaz bir hal almıştı.

Chih-chih`nin güç kazanması M.Ö. 36 yılında Çin ordusunu harekâta zorlamıştı. İlk başta 40 bin daha sonra 70 bin kişiye kadar ulaşacak olan Çin ordusu Talas Nehri üzerindeki Hun başkentine varmışlardı. Önce elçi ve Chih-chih görüşmesi gerçekleşti; lakin Chih-chih`ye önerdikleri şey kabul edilemezdi. Ondan devletin ve kendi ailesinin teslimiyetini istediler. Artık orduların çarpışmaması için hiçbir engel yoktu. Chih-chih sancağını surlarının üstüne dikti ve askerlerini savunma düzenine soktu. Çin ordusu kalenin her yanından saldırıya geçti ve duvarlardaki okçuları inmeye zorladı. Kale savunmasının mekaniklerine daha aşina olan Çin ordusu, Chih-chih`nin duvarlarını yok etmek için ateşli oklarla saldırıya geçti ve duvarları yaktı. Bununla da kalmayıp yoğun dumanla Hun süvarilerini şehrin dışına çıkmaya mecbur bıraktılar. Bu hamle bir nevi, bozkır savaşına alışkın olan Chih-chih`nin ordusunun bel kemiğinin devre dışı bırakılması demekti. Bu şekilde Chih-chih`nin savunma gücünün büyük bir kısmını yok ettiler. Son savunmada geriye sadece Chih-chih ve 1518 kişi kaldı. Chih-chih Şanyü`nün kendisi, oğulları ve hatunları da dâhil olmak üzere savunma yaptılar. Şehrin son savunma hattını oluşturan Chih-chih ve yakın çevresi son vakte kadar savaşıp canlarını şehrin surlarının içinde verdiler. Kaynakların aktarımına göre Chih-chih`nin kesik başını şehir şehir dolaştırarak etrafa gözdağı verdiler.

Chih-chih`nin ölümünden sonra Huhanye rahata kavuşmuştu, artık devletin tek hükümdarı kendisi olmuştu. Çin`e bağlı olduğu süre zarfında devleti güçlendirdi ve iyi ilişkileri devam ettirdi. Huhanye`nin hükümdarlığı M.Ö. 31 yılında ölümüyle sona erdi.

Chih-chih Şanyü, idaresi süresince başka bir devlete bağlılığı kabul etmemiş ve özgürlüğü için savaşmıştır. Kendi düşünmüş olduğu surlarla çevrilmiş daha güvenli bir şehir planlaması, onun dönemi için bozkır toplulukları açısından reform niteliğinde bir girişim olmuştur. İlk başlarda insanlarına iyi davranmış; fakat daha sonradan oldukça sert ve zalim bir lider olarak nitelendirilmiştir. Chih-chih`nin başkenti olan Talas Irmağı kıyısındaki duvarlı kent, bir bozkır devleti için elbette ki devrim niteliğini taşımaktaydı; ama yine de bir kusuru vardı. Duvarlarla çevrilmiş olan şehir aslında bozkır devleti askeri yapısına tam olarak uygun değildi, bozkır ordularının savunma anlayışı surlar ardındayken oldukça zayıftı. Zaten savunmaya çok da elverişli olmayan ok ve yaylara sahiptiler, Çin ordusunun aksine Hunlar`ın yaylarının menzilleri kale savunması için oldukça kısa kalıyordu. Chih-chih`nin bu cesur denemesi yaklaşık 750 yıl sonra Göktürk Kağanı Bilge Kağan tarafından düşünülecek; ancak bilge danışmanı Tonyukuk tarafından bozkır yaşantısına uygun düşmediği gerekçesiyle reddedilecekti. Maceralar ile dolu olarak nitelendirilebilecek bir yaşama tanıklık eden Chih-chih “gülünç ve utanç verici” bir yaşam sürmektense kendi inşa ettiği şehrin içinde kahramanca bir savunma ile hayata gözlerini yumdu, onunla birlikte Batı Hunları da son buldu.

Comments


Yazı: Blog2 Post
bottom of page